Safra kesesi taşları, erişkin toplumda oldukça sık görülen bir durumdur. Yapılan çalışmalara göre erişkinlerin yaklaşık %10–15’inde safra kesesi taşı bulunmaktadır. Ancak safra kesesinde taş saptanması, her zaman ameliyat gerekliliği anlamına gelmez. Tedavi kararı, taşın varlığından çok hastanın şikâyetlerinin olup olmamasına ve bazı özel risk durumlarına göre verilir.
Hayır. Safra kesesi taşı olan hastaların önemli bir kısmı asemptomatiktir, yani herhangi bir şikâyeti yoktur. Literatürde, şikâyeti olmayan hastalarda safra kesesi taşlarının büyük çoğunluğunun uzun yıllar sorunsuz şekilde takip edilebildiği gösterilmiştir. Bu hastalarda yıllık semptom gelişme riski yaklaşık %1–2 civarındadır. Bu nedenle şikâyeti olmayan hastalarda rutin olarak ameliyat önerilmez.
Safra kesesi taşına bağlı aşağıdaki şikâyetler varsa cerrahi tedavi gündeme gelir:
• Sağ üst karın bölgesinde, özellikle yağlı yemeklerden sonra ortaya çıkan ağrı
• Ağrının sırta veya sağ omuza vurması
• Bulantı, kusma
• Tekrarlayan safra kesesi iltihabı (kolesistit)
• Safra yollarına taş düşmesine bağlı sarılık veya pankreatit öyküsü
Bu tür şikâyetler semptomatik safra taşı olarak adlandırılır ve uluslararası kılavuzlara göre standart tedavi yöntemi laparoskopik safra kesesi ameliyatıdır (laparoskopik kolesistektomi).
Evet. Bazı özel hasta gruplarında, şikâyet olmasa bile ameliyat önerilebilir. Bunlar arasında:
• Safra kesesi polipi ile birlikte taş varlığı
• 3 cm’den büyük taşlar
• Porselen safra kesesi
• Safra kesesi kanseri açısından yüksek riskli durumlar
• Diyabet gibi bağışıklık yanıtını etkileyen hastalıklar
• Uzun süreli takip imkânı olmayan hastalar
yer almaktadır. Bu durumlarda karar, hasta bazında değerlendirilmelidir.
Günümüzde safra kesesi ameliyatları büyük oranda kapalı (laparoskopik) yöntemle gerçekleştirilmektedir. Laparoskopik kolesistektomi, dünya genelinde en sık yapılan cerrahi girişimlerden biri olup, güvenilirliği ve etkinliği bilimsel çalışmalarla net olarak ortaya konmuştur. Deneyimli merkezlerde ciddi komplikasyon oranları düşüktür ve hastaların büyük bölümü kısa sürede taburcu edilerek günlük yaşamlarına dönebilmektedir.
Bununla birlikte, her cerrahi işlemde olduğu gibi safra kesesi ameliyatının da bazı potansiyel riskleri ve komplikasyonları bulunmaktadır. Bunlar arasında:
• Ameliyat sonrası enfeksiyon
• Kanama
• Safra kaçağı
• Safra yollarında yaralanma (nadir)
• Komşu organlarda hasar (bağırsak, karaciğer gibi)
• Anesteziye bağlı geçici veya nadiren ciddi sorunlar
sayılabilir. Literatürde safra yolu yaralanması oranı %0,3–0,5 civarında bildirilmiş olup, bu risk deneyimli cerrahlar tarafından yapılan ameliyatlarda daha da düşüktür. Ayrıca bazı hastalarda ameliyat sırasında teknik zorluklar nedeniyle açık cerrahiye geçme gerekliliği doğabilir; bu durum bir komplikasyon değil, hasta güvenliği için alınan bir önlem olarak değerlendirilir.
Ameliyat sonrasında hastaların küçük bir kısmında geçici sindirim sistemi yakınmaları (şişkinlik, ishal, gaz) görülebilir. Bu şikâyetler çoğunlukla zaman içinde azalır ve kalıcı değildir.
Sonuç olarak safra kesesinde taş saptanması, tek başına ameliyat kararı için yeterli değildir. Asıl belirleyici olan, taşın hastada oluşturduğu şikâyetler ve risk faktörleridir. Bu nedenle her hasta, kendi klinik durumu göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. En doğru karar, ayrıntılı muayene ve tetkikler sonrasında, hasta ile birlikte verilmelidir.
NIH Consensus Statement: Gallstones and Laparoscopic Cholecystectomy
European Association for the Study of the Liver (EASL) Clinical Practice Guidelines
Strasberg SM. Clinical practice. Acute calculous cholecystitis. N Engl J Med
Portincasa P et al. Management of gallstones and their related complications. Gut